13 Haziran 2010 Pazar

okuduğum kitap


Geçen hafta sonu köye gittiğimde yağmur nedeniyle bahçemle ilgilenemediğim için daha önce okuduğum bir kitabı tekrar okudum. Güzel sürükleyici hepimizin bildiği bir konu işlenmiş aldatan erkekler ve aldatılan kadınlar.Yazar yaşadığı olayları ve yaptığı gözlemleri aktarmış .2. kez zevkle okudum..tavsiye ederim.

11 Haziran 2010 Cuma

SEV DEDİLER

Sev dediler
Sevmek istedim
Sevilecek yar bulamadım
Eğlen biraz gül dediler
Gülünecek zevk bulamadım
Gönlünce yaşa
Üzüntüyü boş ver dediler
Yaşamak istedim
Ölesiye severek hayatı
Yaşanacak hayat bulamadım..




BİLGE

3 Haziran 2010 Perşembe

KİMSESİZLİK


Ben kapıya doğru yönelince gözleri ışıldadı.Gözleri karanlık bir gecede parlayan bir ışık gibiydi.
Abla bizim dışarıya çıkmamız yasak yan bahçeye frizbimiz kaçtı alabilirmisin diye sordu.
Yan bahçe de her tarafı otlar bürümüştü.Biraz çekinerekte olsa onun isteğini yerine getirmek için otların arasına daldım ve frizbiyi buldum. O sırada tel örgüye abanmış ve merakla beni süzen bir sürü çocuk gözle karşılaştı bakışlarım,mutluluk çığlıkları çıktı hepsinin ağzından,içeriye girdim.
Kapıdaki çocuk frizbiyi aldı arkadaşlarına doğru koştu ve bir an durdu zayıf bir sesle teşekkür ederim abla dedi.
Aslında abla demesini yadırgadım.Teyze denecek yaştaydım daha sonra neden abla dediğini anlayacaktım.
Geçen haftalardan bir hafta sonu köyde eşimin iş ortağı ve eşini ağırladık.Pazar günü komşum ve çocuklarımın doktoru olan arkadaşım misafirlerinin geleceğini benimde gelmemi istedi.Misafirlerim pazar günü öğleden sonra gidince bende onlara gittim.
Benden 250-300 metre ilerde oturan arkadaşım kimsesiz çocukları ağırlıyordu.18 tane çocuk, (7 ve 12 yaşlarında) öğretmenleri bakıcı ablaları gönüllü anneleri olmak üzere oldukça kalabalıktı.
Herkese merhaba dedikten sonra arkamı bir döndüm beni kapıda karşılayan çocukla göz göze geldik elinde yeşil bir top bana bakıyordu,oynayalımmı dedim ama ben kaleci olurum dedi; tamam dedim .Kale 2 ağacın arasıydı ben şut atıyorum o çimenlerin üstünde yuvarlanıyor yaşasın gol olmadı diye bağırıyor çocuklar alkış tutuyor ,ben terlemiş bir şekilde nefes nefese ha bire şut atıyorum ama gol olmuyordu. Bana döndü bu işin tekniği var topu ayağında sektireceksin topu atacağın yere konsantre olacaksın öyle şut atacaksın dedi..
O sırada çocuklar gösteri yapmak için toplandılar ,herkes bir sandalyeye oturdu benim küçük arkadaşım sandalyesini hemen benim yanıma getirdi o da rap yaptı alkışladık.
Çocukları orman yolundan gölete kadar götürüp dolaştırmaya karar verildi her büyük 2 çocuğun elini tutacak öyle gidilecekti.Benim elimden maç yaptığım küçük arkadaşım ve onun kankası tuttu.Her şeyi merak ediyorlardı ben onlara   sadece okullarını derslerini sordum.onlar bana her şeyi anlatıyorlardı.Yeni başlayan bir uygulama nedeniyle evlerde kalıyorlardı.Evde bakıcı ablaları ve diğer sorumlu kişi varmış.
Gölet 1 km  den fazla uzaklıktaydı ben misafirimle sabah yürüyüşümü gölete kadar yapmıştım yorgundum ama çocuklardan ayrılmak istemedim.Benim küçük arkadaşlarım 2. sınıfta okuduklarını ,biri babam itfaiyeci bende itfaiyeci olacaktım ama şimdi doktor olacağım dedi diğer minik arkadaşım okul kapanınca babam beni yanına alacak dedi.Öğretmenleriyle konuştum o kadar çok hayal kuruyorlarki öyle bir şey yok dedi.
Onların bana neden teyze değilde abla diye hitap ettiklerini anlamıştım çünkü onlar kimsesizlerdi; Teyze, Dayı, Amca Hala diyecek kimseleri yoktu.
Ayrılık vakti gelince bütün çocuklara sıkı sıkı sarıldım.elimde onların bana verdiği papatya demetiyle evime doğru yol alırken kimsesizlik nasıl bir duygu acaba diye kendi kendime sordum cevabım yoktu,çünkü ben kimsesiz değildim o duyguyu bilmiyordum..

BİLGE